Kalem Kimin Elindeyse Hakikat Orada mı?

Gazetecilik, sadece haber yazmak değil; toplumun doğru ve hızlı bilgiye ulaşma hakkını koruyan bir meslektir. Bu yüzden gazetecinin kalemi, kişisel kanaatlerin değil, kamu yararının sorumluluğunu taşır. Ancak son dönemde en çok tartışılan konulardan biri, kalemin gerçekten bağımsız mı yoksa yönlendirilmiş mi olduğudur.

Bugün bir yazı okudum; gazeteciler üzerinden yapılan genelleyici ve ağır eleştiriler dikkatimi çekti. Açıkçası bu yaklaşımı mesleğimiz adına doğru bulmadığımı belirtmek isterim. Çünkü gazetecilik, tek bir kalemde bütün bir camiayı yargılayacak kadar basit bir alan değildir.

Elbette herkesin bir dünya görüşü vardır. Gazeteci de bu toplumun bir parçasıdır. Ancak önemli olan, kişisel görüşü haberin önüne geçirmek değil; bilgiyi, yorumu ve haberi birbirinden net şekilde ayırabilmektir. Okuyucu, bir yönlendirme değil; gerçeği öğrenmek için haber okur.

Günümüzde en büyük sorunlardan biri de tam olarak burada ortaya çıkmaktadır: haber ile yorumun birbirine karışması. Bir olayın aktarımından ziyade, nasıl düşünülmesi gerektiğini dayatan bir dil kullanıldığında, gazetecilik bilgilendirme görevinden uzaklaşma riski taşır.

Oysa gazetecilikte asıl güç; yüksek sesle konuşmakta değil, doğruyu sade, net ve belgeli bir şekilde ortaya koyabilmektedir. Kalemin itibarı da buradan gelir.

Eleştiri elbette olacaktır, hatta olmalıdır da. Ancak eleştirinin değeri, kişileri hedef alarak değil; yöntemi, dili ve yaklaşımı sorgulayarak artar. Aksi halde tartışma, mesleki zeminden uzaklaşıp kişisel bir alana kayar.

Sonuç olarak; gazetecilikte asıl mesele kimin hangi tarafta olduğu değil, gerçeğin hangi tarafta kaldığıdır. Ve bu sorunun cevabı, kullanılan kalemin niteliğinde gizlidir.

Kimyet Doğan
Medya Aktif Gazetesi Köşe Yazarı

Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir