Her seçimden sonra aynı cümleyi duyuyoruz:

“Bir şans verelim, bakalım ne yapacak.”

Ama aylar geçiyor, yıllar geçiyor…

Yollar aynı çukur, temizlik aynı, işsizlik aynı, umut ise her geçen gün biraz daha eksiliyor.

Sonra dönüp kendi kendimize soruyoruz:

“Bu başkan neden çalışmıyor?”

“Aslında ne yaptı?”

“Bizi mi kandırdı?”

İşte tam da burada toplum olarak en büyük hatayı yapıyoruz.

Sandıkta verdiğimiz oyun, denetimle devam etmesi gerektiğini unutuyoruz.

Seçmek yetmiyor.

Sormak gerekiyor.

Hesap istemek gerekiyor.

Şeffaflık talep etmek gerekiyor.

Bir belediye başkanı verdiği vaatleri yerine getirmiyorsa bunun sadece iki sebebi vardır:

Ya kapasitesi yoktur…

Ya da niyeti.

İkisi de halk için ağır bir bedeldir.

Bir ilçede çöp toplanmıyorsa, yollar delik deşikse, gençler işsiz, esnaf dertliyse, okullar pislik içindeyse bu sadece “hizmet eksikliği” değildir.

Bu, yönetim krizidir.

Ve en acısı şudur:

Kimi başkanlar çalışmıyormuş gibi görünmez, aslında çok çalışır…

Ama halk için değil, kendi çevresi için.

İhale aynı isimlere gider.

Kadrolar torpille dolar.

Belediye, halkın değil bir grubun malı olur.

Sonra da kürsüden “Hizmet ediyoruz” denir.

Oysa gerçek hizmet, makyajlı açılışlarda değil;

Sokakta, pazarda, okulda, mahallede hissedilir.

Bugün halkın sorması gereken soru şudur:

“Başkan ne kadar konuşuyor?” değil,

“Benim hayatımda ne değişti?”

Çünkü sandık bir başlangıçtır, son değil.

Demokrasi sadece oy vermek değil,

hesap sormayı da bilmektir.

Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir