Medyaaktif Gazetesi – Köşe Yazarı Kimyet Doğan
Modern zamanın en büyük paradoksu, elimizdeki imkânlar arttıkça, hayatın anlamının zayıflaması… Bugün cebimizde dünyayı taşıyabileceğimiz akıllı cihazlarımız, evlerimizde dolaplara sığmayan eşyalarımız var. Fakat tüm bu maddi bolluk arasında, ruhsal bir boşlukla baş başa kaldık.
Eskiden çok paramız, güzel eşyalarımız yoktu. Ama o yokluk, aslında bir “varlık” üzerine kuruluydu. İnsanların gönlü tok olurdu; mutluluğu bir sonraki satın alacakları üründe değil, yan komşunun kapısını çalmakta, bir tas çorbayı paylaşmakta ararlardı.
Bugünün dünyasında her şey bir “tüketim” meselesi hâline geldi. Sahip olma arzusu, yetinme duygusunu törpüledi. Teknoloji, bizi birbirimize bağladığını iddia ederken, aslında her birimizi kendi odasına, kendi dijital fanusuna hapsetti.
Modern zamanın en büyük yitiklerinden biri ise vefa… Vefa, yalnızca birine sadık kalmak değil; geçmişin hatırını bugünün karmaşasında koruyabilme çabasıdır. Günümüzde bir mesajla tanışıp bir engelle bitirdiğimiz ilişkilerin arasında, uzun soluklu arkadaşlıklar ve komşuluk bağları silinip gitti.
Peki, bu durumu değiştirmek mümkün mü? Elbette. Hayatı teknolojiden veya modern dünyadan tamamen soyutlayamayız. Ama geçmişin samimi atmosferini bugüne taşımak bizim elimizde. Huzuru, güveni ve yardımlaşmayı; ekranların parlak ışığında değil, gerçek insan dokunuşunda, bir “Nasılsın?” sorusunun samimiyetinde aramalıyız.
Belki dolaplarımızdaki fazlalıklardan kurtulamayız ama zihnimizdeki ve kalbimizdeki fazlalıklardan kurtulup, yerine vefa, komşuluk ve güven inşa edebiliriz. Mutluluk, sahip olduklarımızın toplamında değil; paylaştıklarımızın derinliğinde saklıdır.
Medyaaktif Gazetesi – Köşe Yazarı Kimyet Doğan






