ÇUKURLARLA SINAVIMIZ
Her sabah direksiyon başına geçtiğimizde bir yere gitmiyoruz; adeta bir engelli parkuruna çıkıyoruz. Çünkü bu şehirde yollar artık ulaşım aracı değil, sabır testi hâline geldi. Sokaklarımız yol olmaktan çıkmış, düpedüz köstebek yuvasına dönmüş durumda.
Arabalar çukura düşüyor.
Amortisör patlıyor.
Rot ayarı bozuluyor.
Jant eğiliyor.
Sonrası mı? Sanayinin yolu…
Usta daha kaputu açmadan 7.500 – 10.000 TL masraf çıkarıyor. Vatandaş artık kontağı çevirirken dua ediyor: “Bugün alt takımdan ses gelmesin.”
Soruyorum:
Biz akaryakıta mı yanalım?
Vergilere mi?
Yoksa her ay sanayiye bırakmak zorunda kaldığımız binlerce liraya mı?
Resmen tamircilere çalışıyoruz!
Evet, kış şartları var. Yağmur var, soğuk var, ağır tonajlı araçlar var. Ama mesele sadece hava değil. Mesele, kalıcı çözüm üretememek. Yama üstüne yama yapılan yollar ilk yağmurda dağılıyorsa burada doğa değil, ihmal konuşulur.
Geçici müdahalelerle günü kurtarmak hizmet değildir. Bu, sorunu halının altına süpürmektir. Her bozulan yol, kamu bütçesine ek yük; her patlayan amortisör, vatandaşın cebine yeni bir darbedir.
Bir şehir yollarıyla medenidir.
Yol bozuksa, planlama bozuktur.
Yol çukursa, denetim eksiktir.
Çünkü o çukurlar sadece asfaltı değil, sabrı da aşındırıyor.
Şimdi açıkça soruyoruz:
Bu yollar ne zaman adam gibi yapılacak?
Kalıcı asfalt neden bir türlü yapılamıyor?
Sürücülerin cebinden çıkan bu paranın hesabını kim verecek?
Vatandaşın sabrı tükeniyor.
Araçların takati bitiyor.
Ama görünen o ki, sorumlular hâlâ sessiz.
Artık mazeret değil, çözüm zamanı.
Çünkü bu çukurlar kader değil.
Medya Aktif Gazetesi Köşe Yazarı
Kimyet Doğan






