Artık insan ne gülecek hâl bulabiliyor ne de ağlamaya mecali kalıyor.
Çünkü yaşadığımız tablo gülünecek değil, ağlanacak bir hâle geldi.
Sabah erkenden kalkıp çalışıyoruz. Akşama kadar alın teri döküyoruz. Ay sonunda elimize geçen para ise daha cebimize girmeden eriyip gidiyor. Elektrik, su, doğalgaz, telefon, internet… Hepsi sıraya girmiş bizden payını bekliyor.
Kazandığımız para bize değil, faturalara çalışıyor.
Geçim her geçen gün daha da zorlaşıyor. Pazara çıkarken iki kez düşünüyoruz, markette etiketlere bakmaya korkar olduk. Çocukların bir isteğini duymamak için bazen başımızı başka tarafa çeviriyoruz.
Bu sadece ekonomik bir sıkıntı değil artık.
Bu, hayatta kalma mücadelesi.
İnsan ister istemez soruyor:
Bu düzen nereye kadar sürecek?
Bu hayat mücadelesi ne zaman bitecek?
Daha ne kadar sabırla, daha ne kadar sessizce dayanacağız?
Kimsenin lüks bir hayat beklentisi yok. Kimse zenginlik peşinde değil. İnsanlar sadece emeğinin karşılığını alabileceği, kimseye muhtaç olmadan yaşayabileceği bir düzen istiyor.
Bugün halkın dilinde tek bir cümle kaldı:
“Allah sonumuzu hayır etsin…”
Ama bu söz, bir temenniden çok çaresizliğin haykırışıdır.
Bu haykırış duyulmazsa, yarın suskunluk daha ağır olacak.
Kimyet Doğan
Medya Aktif Gazetesi Köşe Yazarı






