Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Mehmet Pamuk şunları söyledi:

Son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi tarafından başlatılan boykot çağrısı, toplumda geniş yankı uyandırmış ve farklı kesimler tarafından değerlendirilmiştir. Bu boykotun temelinde, kamu kaynaklarının belli başlı şirketlere aktarılması, imtiyazlı iş birlikleri ve devlet destekleriyle oluşan ekonomik dengesizliklerin yer aldığı açıktır. Dedi.

Pamuk; CHP’nin eleştirilerinde yer alan başlıca şirketler arasında EkspressoLAB gibi firmalar öne çıkmaktadır. Bu firmaların, devletin doğrudan veya dolaylı desteğiyle belli noktalara geldiği ve kamu üniversiteleri dahil olmak üzere farklı alanlarda imtiyaz sahibi oldukları bilinmektedir. Öte yandan, benzer desteklerin sadece bu şirketlere değil, belirli vakıflar ve kuruluşlar aracılığıyla da sağlandığı görülmektedir. Diyerek devam eden Mehmet Pamuk;

Türkiye’deki ekonomik ve finansal yapının mevcut durumunda, bazı şirketlerin vergi affından yararlandığı, ödeme yükümüllüklerinden muaf tutulduğu ve kamu kaynaklarından faydalandığına dair çok sayıda veri mevcuttur. Vestel, Kalyon, Demirören gibi grupların, kamu bankaları aracılığıyla finansal destek aldığı ve bazı vergi borçlarının silindiği yönünün kamuoyunda konuşulduğu göz önüne alındığında, bu iddiaların titizlikle incelenmesi gerekmektedir. Dedi ve yorumuna şoyle devam etti;

Medyanın tekelleşmesi ve belli başlı medya gruplarının devlet destekleriyle ayakta tutulması da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur. ATV, Sabah gibi medya kanallarının, kamu bankalarından krediler alarak büyümeye devam ettiği, bu kredilerin ise geri ödenme şekillerinin tartışmalı olduğu bilinen bir gerçektir. Benzer şekilde, kamuya ait değerli arazilerin imara açılarak belirli şirketlere tahsis edilmesi ve borçların bu şekilde silinmesi, ekonomik eşitlik ilkesiyle çelişmekte ve kamunun zararına bir tablo oluşturmaktadır. Diyerek dikkat çekti.

Boykot kararının arka planı incelendiğinde, bunun sadece siyasal bir tepki olmadığı, aynı zamanda ekonomik adaletsizliğe ve imtiyazlı çıkar gruplarına karşı bir duruş niteliği taşıdığı görülmektedir.

Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, toplumun bütün kesimlerini kapsayan adil bir yaklaşım sergilemektir. İş dünyasının özgür piyasa koşulları içerisinde rekabet edebilmesi, kamu kaynaklarının şeffaf ve eşit şekilde dağıtılması ve ekonomik adaletin sağlanması, sadece belirli bir kesimin değil tüm milletin çıkarına olacaktır. Dedi.

Pamuk; Bu noktada, iktidar yanlısı kesimlerin boykot kararına karşı çıkarken, “milli zarar” argümanını kullanmaları dikkat çekicidir. Gerçekte milli zarar, kamu kaynaklarının halk yerine belirli çıkar gruplarına aktarılması ve ekonomik rekabetin baltalanmasıyla oluşur. Bu nedenle, mevcut ekonomi politikalarının ve kamu harcamalarının daha şeffaf bir şekilde yönetilmesi gerektiğini vurgulamak önemlidir.

Son olarak, sosyal medya ve kamuoyunda bu konuya dair tartışmaların, siyasi güdümden uzak, nesnel ve adil bir zeminde yürütülmesi gerekmektedir. Toplumu ilgilendiren böylesine önemli konuların sadece sloganlar üzerinden değil, gerçek verilere ve somut politikalara dayandırılarak tartışılması gerekmektedir. Diyerek Merak ediyorum, Başsavcılık bokkot edenlere soruşturma için ifadeye çağıracakmış, peki tersi Boykota boykot diyerek, Bokot yapanlarıda çağıracakmı?  Diye, noktayı koydu.

Mehmet Pamuk
Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi

Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir